Farkındalık ve Bakış Açısı

 

İnsanın seçimlerinin veya davranışlarının altında yatan nedir? Biliriz ki, düşünceler, duygular, bedensel hisler ve eylemler birbirini etkiler. Bakış açısı, değişince diğerleri de değişir. Aynı olayı farklı yorumlamak, kişilerde farklı duygular yaratır. Bir insan çözüme yönelik eyleme hemen geçerken, diğeri harekete geçemez ve sonuç alamaz.  Harekete geçememek bazen mükemmeliyetçi olmaktan, bazen erteleme veya farklı değerlendirmeler sonucu ortaya çıkabilir.

Bir sorunla karşılaştığımızda bilinçaltımızdaki programlar ya eylem için bizi güçlendirir ya da tam tersi eyleme geçmekten alıkoyar.  Ve tüm kararlar, davranışlar beynimizde bu yönde nöron ağı bağlantıları kurar. Yapılan aynı yönde tekrarlar, bu bağlantıları güçlendirir. Negatif iç konuşmalar, gerçeğe dayanmayan endişeler, tekrarlarla zihinde yer edinir ve zamanla bilinçaltında kalıcı paradigmalar haline gelir. Mindfulness/Farkındalık, düşüncelerin farkındalığı uygulamalarıyla işimize yaramayan nöron bağlantılarını yani paradigmaları fark etmemizi sağlar. Düşünceleri değiştirebilmemiz için kapı açar.

Farklı yorumlarla anlatılan bu Lao Tzu öyküsü, olayların bakış açısına göre iki yönlü olabileceğine değinir. Sorunların ve olasılıkların birlikte olabileceğini hatırlatır.

Çinli bir köylünün çok güzel beyaz bir atı vardır. Çok sevdiği bu at, bir gün ortadan kaybolur.

Komşuları “Atını çok severdin, çok işine yarardı, şimdi ne yapacaksın, çok şanssızsın” der. Köylü “Şans veya şanssızlık belli olmaz” cevabını verir.

Birkaç hafta sonra atı yanında birkaç vahşi atla beraber geri gelir. Komşuları toplanıp köylüyü kutlar: “Atların çoğaldı, ne şanslısın!” Köylünün cevabı aynıdır: “Şans veya şanssızlık belli olmaz.”

Köylünün oğlu, vahşi atları eğitirken bir gün düşer ve bacağını kırar. Komşuları geçmiş olsun ziyaretine uğrar: “Ne şanssızlık, evin geçimini oğlun sağlıyordu, şimdi zor olacak size!”  Köylünün cevabı tanıdıktır: “Şans veya şanssızlık belli olmaz.”

Birkaç hafta sonra Çin, düşmanlarıyla çok zorlu bir savaşa girer. Köydeki gençler geri dönüşü olmayan bir savaşa giderken, bacağı kırık genci savaşa götürmezler. Komşuları köylünün çok şanslı olduğunu dile getirir. Ancak köylünün cevabı aynıdır: “Şans veya şanssızlık belli olmaz…”

 

Sözcüklerin Dinginliği ve Farkındalık

Zihinde yapıcı düşüncelere odaklanmak çaba ister. Aslında tüm bu süreç farkındalıkla başlar ve öğrenilebilir. Bazı insanlar genetik ve/veya çevresel olarak hayata olumlu başlangıçlar yapar. Çoğunluk ise, ya karışık düşünceler içindeki bir beyinin insafına kalacak ya da düşüncelerini yeniden organize ederek kontrolü ele alacaktır.

Nörobilimin gelişmesiyle insanlık tarihinde ilk kez, beynimizin kullanım kılavuzunu anlayabiliyoruz.  Bu konuda bilgi edinir ve doğanın en güçlü aleti- insan beynini düzgün yönetmeyi seçebiliriz. Hepimizin içinde gelişmeye yönelik bir öz vardır. Uygun koşullar sağlandığında serpilir ve büyür.

Sakin ve rahat bir durumdaysanız, huzurluysanız, ön lobunuzdaki bazı nöronlar, en arkaya serebellumun motivasyon bölgesine kadar nöron aksonlarını uzatabilir. Uzmanlar, beyin taramalarında bu durumun açıkça görüldüğünü belirtiyor. Ne kadar sakinleşirseniz, nöron aksonları birbirleriyle o denli iyi iş birliğine girebilir ve yıpratıcı düşünceler öğle uykusuna yatırılmış olur. Umutsuzluk veren düşünceleri bir kenara koymanın duygularınıza ve bedeninize iyi geldiğini içinizden siz de bilirsiniz.

Sorunları tekrar tekrar anlatmak beyne ne yapar? Stresli anılarınızı ve düşüncelerinizi ne kadar çok ve uzun anlatırsanız, beyninizde o kadar çok güçlenirler. Zihninizdeki sorunu 20 kelimeyle anlatmayı denediniz mi hiç?  Sorunu başarısızlık olarak değil de ders çıkarılacak bir durum olarak değerlendirin. Kayıplarınızdan neler öğrendiğinize odaklanın. Bu çeşit odaklanma, yaşadığınız durumu yeniden tanımlamanızı ve bakış açınızı değiştirmenizi sağlar. Böylece düşünce sisteminizde, eski kayıpları size hizmet edecek şekle sokarsınız.

Uygulamaya bir kâğıt kalem alarak hazırlanın.

  1. Başınıza gelen stresli bir olayı en çok 20 kelime kullanarak yazın.
  2. Bu durumun tekrarlamaması için neler yapmanız gerekir, ne dersler çıkarabilirsiniz? Olayın size öğrettiklerini sırayla yazın.

Bu kısa çalışmayla, düşüncelerinizin farkındalığı artacak, zihninizde söz konusu durum netleşecek, dikkatinizi soruna değil, ilerlemek için yapılması gerekenlere vermeniz kolaylaşacaktır.

Yazan: Selmin Erk

Farkındalık ve Davranış Alışkanlıkları

Mindfulness/Farkındalık gözlemleyip davranışlarınız arasında seçim yapma şansını verir.

Psikolog Dr Ruth Buczynski, ilk uygulamalarını söyle anlatıyor: “İlk önceleri, en kötü uygulayıcılardan biriydim. Sabah kalkınca veya evden çıkmadan, 5 dakika nefesimi izleyerek başladım. Yaptığım sadece ANDA var olmaktı, iyisi kötüsü yoktur. Aklıma sürekli yapılacaklar listesi, eski sohbetler geliyordu. Ancak zaman geçtikçe, gün içinde kendime daha hoşgörülü davrandığımı ve çevreme daha az tepkisel davranışlar sergilediğimi fark ettim. Hemen tepki verdiğim sıkıntılı olaylarda artık durup önce dinlemeye ve anlamaya çalışıyordum. Biri beni eleştiriyor olsa da, dikkatimi önce onu anlamaya vermeye başladım. Düzenli uyguladıkça kendimden daha hoşnut ve kendime daha güvenir oldum. Sonuçtan çok memnun kaldığım için uygulamaları günde 10 dakikaya, 15 ve 20 dakikaya çıkardım. Tabi ki alışkanlık edinmek, uygulama süresinden daha önemlidir.”

Bilinçli farkındalık ile meditasyonun farkını şöyle anlatıyor. “Farkındalık gün boyu yapılabilir; araba kullanırken, yürürken koku, temas, görüntü gibi duyuları hisseder, düşünceleri gözlemlersiniz. Bu tür egzersizler zihinde, sürekli konuşan iç sesi dindirir. Zihni, anda tutar, daha yaratıcı yapar. Meditasyon farkındalık çeşididir. Bizi gün boyu farkında olmak için eğitir.”

Kendinizi daha iyi gözlemleyerek, tepkiyi tetikleyen olayları, durumları, duyguları fark edersiniz.  Tepkisel olmak, sizi başka yapıcı seçenekleri görmekten alıkoyar, Farkındalık esnek olmanızı ve bu seçeneklerinizi görmenizi sağlar. Eşler arasında aynı tartışmaların sürekli yaşanması bundandır. Anlaşmazlıklar sırasında ani tepkiler vermek yerine, dürtüyle yanıt arasında bir alan yaratarak, düşünme şansı elde edip konuda daha önce göremediğiniz farklı seçeneklerin farkına varabilirsiniz.

Beden ve zihnin, kendini iyileştirebilme özelliğine sahip olduğunu biliriz. Parmak kesilir, kabuk bağlar ve zamanla yara iyileşir. Beyin de aynı şekilde kendini iyileştirebilir. Zihin eski kaygıların, negatif iç konuşmaların etkisi altında kalabilir fakat bugün kim olduğumuz veya yarın kim olacağımız bize bağlıdır. İnsan her zaman gelişir.

Dr Ruth Buczynski: “İnsan, kurban olduğunu kabul edebilir. Geçmişte yaşananlar, yetersizlik hissettiğimiz durumlar zihinde tekrar tekrar yer alır. Şartlanmalar ve kendimizle ilgili inançlar bu şekilde tekrarlamalarla oluşur. Böyle zamanlarda hep aynı geçmişte yaşarız. Anda yaşamak ise, bizi özgürleştirir, canlılık ve enerji verir.”

Eski şartlanmalardan kurtulmak için;

Her gün yeni bir şey yapın. Beyin, yeni bağlar oluşturur. Sizi şimdiye getirir. Gün içinde pek çok bilgi alır, aşırı bilgiyle yükleniriz. Farklı bir eylem, bizi bu bilgi yığılmasının içinden çıkarır. Ana getirir. Örneğin, mekanik konularda uzmansanız, dans, koro, yeni bir dil öğrenmek fark getirir. Bir dansçı içinse matematik öğrenmek farklı olabilir. Bugün, eve değişik bir yoldan gidin. Farklı kültürlerin mutfaklarından yemekler deneyin. Veya egzersiz yaparken biraz daha değişik bir hareket serisi yapın. Değişiklik, sadece insanın kendisinde değil, ilişkilerde de olumlu etki yaratır.