Değer Bilmek, Şükran ve Farkındalık

Yaşamınızda büyük sorunlar olmamasına, her şeyin günlük akışında, iyi gitmesine rağmen mutlu hissetmediğinizi, zihninizde kaygı ve endişenin bulunduğunu zaman zaman fark edebilirsiniz. Mutsuzluk belirli bir nedenle ortaya çıkmak zorunda değildir, genellikle zihinde bir program haline gelmiştir. Sabah uyanırsınız ve o program devam eder.

Peki, ne gibi yeni alışkanlıklarla bu programlamayı bizi ilerletecek şekilde değiştirebiliriz?

Bu noktada Kanada, Toronto York Üniversitesi’nin, yoğun stres bozukluğu yaşayanlarla gerçekleştirdiği bir araştırmasına değinmek isteriz. Araştırma gereği 200 kişilik bir grup ikiye ayrılır; 7 gün süren bu araştırmada bir grup, özel hazırlanmış iyi hissettirecek müzikleri dinlerken diğer grup “Şükran, Takdir, Değer bilme Egzersizleri” yapar. Şükran egzersizi yapan grup, her akşam gün içinde yaşadıkları teşekkür ve takdir ettikleri 5 adet şeyi yazar. Araştırma sonucunda, öz kritiğe eğilimli, kaygı bozukluğu yaşayan bu kişilerde şükran egzersizleriyle büyük bir değişim görülmüştür; depresif semptomlar azalmış ve mutluluk seviyeleri artmıştır. Müzik dinleyen grupta da gelişme görülmüş ancak bu denli etkili bir sonuç alınamamıştır.

Hayatınızdaki iyiliklerin değerini bilinçli olarak fark etmek, paradigmaların olumluya doğru değişmesine, olaylara ve insanlara farklı bir pencereden bakmanıza yardım eder. İstediğiniz her şeye sahip olamazsınız ama hayatınızda olan iyi şeylerin farkına vararak onların değerini anlayabilir, ruhunuzu daha çok huzurla doldurabilirsiniz.

Değer bilme, şükran egzersizini günün her saati yapabilirsiniz ancak eğer uygunsa akşamları yapmanız o günü iyi duygularla kapatmanızı sağlayacaktır. Dingin Kafa içindeki Değer Bilme egzersizi konuyu ayrıntılarıyla uygulamanızda yardımcı olacaktır. Ayrıca kendiniz yazılı olarak da bu uygulamayı yapabilirsiniz:

Kalem kâğıdınızı hazır ederek sessiz ve sakince oturun ve nefesinize odaklanın. Zihninizi günlük telaşın içinden biraz olsun uzaklaştırdıktan birkaç dakika sonra, hayatınızda değerini bildiğiniz, şükran duyduğunuz 10 şeyi yazarak teşekkür edin. Her biri için ayrı bir teşekkür cümlesi kurun. Yazdığınız her maddeyi zihninizde canlandırmanız bu uygulama için gerçekten önem taşımaktadır. Her kelimeyi hissedin. Yazmak için değil, içtenlikle hissetmek için yazın. Ve bu uygulamayı her gün tekrarlayın.

Çok küçük de olsalar, iyi şeylere teşekkür etmek, güç veren bir kaynakla kurulmuş bir bağlantı kablosu gibidir. Düşünceler ve duyguların birbirini etkilediğini biliriz. Neden- sonuç ilişkisi içinde düşünceleri değiştirerek duyguları etkileriz. Duygu, bulunduğunuz enerjinin (titreşimin) bilinçli farkındalığıdır. İyi titreşimi içinizde çoğaltıp çevrenize yayabilirsiniz. İç huzur da bir seçim, tıkanıp kalmak da bir seçimdir.

Her iyi şeye, teşekkür edin. İyi, umutlu ve güçlü hissedin, böylece çevrenize umut ve güç yayın.

Yazan: Selmin Erk

Düşünce Alışkanlıklarımız ve Farkındalık

Düşünceler aslında birer tohum gibidir. Ekilen bitki tohumuna dikkatimizi verir,  düzenli sular, toprağını verimli hale getirerek onun güneş almasını sağlar ve bakımını yaparsak, büyüyecektir. Biz de dikkatimizi yapıcı düşüncelere vererek, onları besleyerek güçlenmelerini sağlayabiliriz. Ancak her tohumun bir oluşum süresi vardır ve bu sürenin bir kısmı toprağın altında geçer. O sırada yokmuş gibi görünebilir. Düşüncelerin de davranışlarda ortaya çıkması için zamana ihtiyaçları vardır.

Anahtar, kararlılıktır.

Bugüne kadarki düşüncelerimiz, inançlarımız ve kararlarımızla bugünümüzü yarattık. Eğer değiştirmek istediğimiz sonuçlar varsa, değiştirmemiz gereken düşüncelerimiz var demektir.

Zihnimiz, başıboş dolaşırken genellikle sorunlara odaklanır. Bu gezegende yaşamanın mucizesini kalbimizde hissetmek yerine,  zaman zaman olumsuz düşüncelerimiz nedeniyle acı çekeriz. Bizi rahatsız eden konuları tekrar tekrar düşünürüz.

Elbette, dünyada olumsuz olaylar vardır.  Peki siz ne tür düşünceleri seçeceksiniz? Gücünüzü nereye yönlendireceksiniz?

Eğer zihnimizi ve düşüncelerimizi istediğimiz yönde güçlendirebilirsek, hem kendi içimizde hem de çevremizde daha çok barış ve uyum yaratmaya katkıda bulunabiliriz.

“Farkındalık” teknikleri, düşüncelerimizi izlemeyi ve yıpratıcı olanları daha başlarken fark etmemizi sağlar. Zihnimizi sakinleştirir, olumlu ve yapıcı düşüncelere açılmasına olanak tanır. Güçlendiren bu düşünme şekli zamanla bir alışkanlık haline gelir. Sonuçlar, bizin tekniklere inanıp inanmamamıza bağlı değildir. Konu hakkında sadece bilgilenmek de yeterli değildir, günlük düzenli uygulamalar beynin dokusunda yapısal bir değişim meydana getirir. Beyindeki bu yeniden yapılanma düşünme alışkanlıklarımıza daha çok huzur, bilgelik ve sevinç getirir.

Yaşamımızdaki olumlu değişimlerin kaynağı içimizdedir.

Yazan Selmin Erk